TEMMUZ 2018 AB BÜLTENİ

AB ve Çin, okyanuslar hakkında önemli bir ortaklığa imza attı

Avrupa Birliği ve Çin, benzeri görülmemiş bir okyanus ortaklığı anlaşmasını 16 Temmuz’da imzaladı. Dünyanın iki büyük okyanus ekonomisi, yasadışı balıkçılıkla mücadele ve sürdürülebilir mavi ekonominin geliştirilmesi de dâhil olmak üzere, uluslararası okyanus yönetiminin her açıdan geliştirilmesi için birlikte çalışacaklar.

Ortaklık ayrıca, deniz çevresinin korunması, Paris İklim Anlaşması doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi ve başta okyanuslar hakkında Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 14 olmak üzere 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin uygulanması konularında açık taahhütleri kapsamaktadır.

AB’nin Çevre, Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Komisyoneri Karmenu VELLA: “Dünya genelinde, okyanuslarımızın ve denizlerimizin karşı karşıya kaldığı zorluklara ortak çözüm bulma ihtiyacı konusunda artan bir farkındalık görüyorum. Hiçbir ülke ya da kıta, plastik kirliliğin temizlenmesinden aşırı avlanmayla mücadeleye kadar bu devasa görevleri tek başına üstlenemez. Bugün imzalanan ortaklıkla AB ve Çin, okyanuslarımız ve hayatlarını okyanuslardan kazanan milyonlar için daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru ortak çabalarını güçlendiriyorlar” dedi.

Bahse konu ortaklık, aşağıdaki konularda yapılacak işbirliğinin genel hatlarını çiziyor:

  • Açık denizlerde deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı,
  • Deniz plastik çöpleri ve mikro-plastikler türünden deniz kirliliği ile mücadele,
  • İklim değişikliğinin Arktik Okyanusu dâhil olmak üzere okyanuslar üzerindeki etkilerini hafifletmek ve iklim değişikliğine uyum sağlamak,
  • Antarktika Okyanusu’nda yaşayan canlıların korunması,
  • Bölgesel ve küresel alanda balıkçılığın yönetilmesi ve yasadışı, bildirilmemiş ve kontrolsüz balıkçılığın önlenmesi.

AB ve Çin; girişimciler, araştırma enstitüleri, finansal enstitüler ve endüstri birlikleri gibi paydaşlar arasında daha yakın etkileşim ve bilgi alışverişini teşvik ederek, büyüyen ve sürdürülebilir mavi ekonominin gelişimi desteklemeye karar verdiler. Ortaklar özellikle temiz teknoloji ve mevcut en iyi uygulamalara dayanan mavi ekonomi kapsamında döngüsel ekonomiyi (circular economy) geliştirecekler. İşbirliği ayrıca, daha iyi okyanus kültürü, artan okyanus denetimi, halka açık bilim ve veri kanalıyla okyanuslar hakkındaki bilgileri yaygınlaştıracaktır. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

AB ve Japonya, Ekonomik Ortaklık Anlaşması imzaladı

17 Temmuz’da Tokyo'da gerçekleştirilen AB-Japonya zirvesinde, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude JUNCKER ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald TUSK ile Japonya Başbakanı Shinzo ABE, AB-Japonya Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nı (EPA) imzaladılar.

Söz konusu ticaret anlaşması, AB tarafından şimdiye kadar müzakere edilen en büyük anlaşmadır ve 600 milyondan fazla insanı kapsayan bir serbest ticaret bölgesi yaratacaktır.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude JUNCKER şunları söyledi: "Bugün imzaladığımız belge bir ticaret anlaşmasından çok daha fazlasıdır. Anlaşma, elbette şirketlerimiz, işçilerimiz ve vatandaşlarımız için fırsatlar yaratacak bir araçtır ve Avrupa ve Japonya ekonomilerini güçlendirecektir. Fakat içeriği, kapsamı ve zamanlaması açısından bakıldığında aynı zamanda bir beyandır da. Anlaşma, Dünya GSYİH'sının yaklaşık üçte birini temsil eden iki ortak tarafından verilmiş bir sözdür ve tarafların işgücü, emniyet, çevre ve tüketicinin korunması gibi alanlarda en yüksek standartları korumak konusundaki taahhütlerini yinelemektedir.  Serbest, adil ve kurallara dayalı ticarete inanıyoruz. Ticaret anlaşması sıfır toplamlı bir oyun değil, ilgili taraflar için kazan-kazan durumudur. Bu anlaşma her iki tarafa somut faydalar getirecek ve aynı zamanda tarafların hassasiyetlerini de koruyacaktır. ”

Ticaretten Sorumlu AB Komiseri Cecilia MALMSTRÖM, “Dünyanın en büyük iki ekonomisinin halen serbest ticarete inandığına ve tek taraflılığa ve korumacılığa karşı olduğuna dair güçlü bir mesaj veriyoruz. Bu anlaşmanın ekonomik faydaları açıktır. Anlaşma, milyarlarca Euro’luk vergiyi kaldırarak, gümrük işlemlerini basitleştirerek ve gümrük tarifesi dışındaki engellerle mücadele ederek, her iki taraftaki şirketlere ihracatlarını artırma ve işlerini büyütme fırsatları sunacaktır. […] Avrupa Parlamentosu'nu bahse konu anlaşmayı bir an evvel onaylamaya davet ediyorum[…]" dedi.

Anlaşma, Japonya'ya ihracat yapan AB şirketleri tarafından yıllık olarak ödenen 1 milyar Euro tutarındaki vergilerin büyük çoğunluğunu kaldıracak ve örneğin otomobiller üzerinde uzun zamandır devam eden bazı düzenleyici engellerin kaldırılmasını sağlayacaktır. Ayrıca, 127 milyon tüketicinin olduğu Japon pazarını AB tarım ihracatına açacak ve diğer sektörlere AB ihracat olanaklarını artıracaktır.

Bahse konu Ekonomik Ortaklık Anlaşması ayrıca, Avrupa ve Japonya’nın çeşitli alanlardaki işbirliğini güçlendirmenin yanı sıra, sürdürülebilir kalkınma için ortak taahhütlerini teyit edecek ve ilk kez Paris iklim Anlaşması’na yönelik özel bir taahhüt içerecektir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

AB mavi ekonomisi büyüyor

AB’nin mavi ekonomi hakkındaki ilk yıllık raporuna göre; okyanuslar, denizler ve kıyı bölgeleriyle ilgili tüm ekonomik faaliyetleri kapsayan AB Mavi Ekonomisi istikrarlı şekilde büyüyor. Mavi ekonomi, 566 milyar Euro’luk cirosu ile 174 milyar Euro’luk katma değer yaratıyor ve yaklaşık 3.5 milyon insan için istihdam sunuyor.

Çevre, Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu AB Komisyoneri Karmenu VELLA konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “AB’nin mavi ekonomisi son on senede istikrarlı bir şekilde büyüyor ve gelecek için umut vadediyor. Inovasyona yatırım yaparak, sorumlu okyanus yönetimi ile ve çevre, ekonomik ve sosyal yönlerin entegre edilmesiyle 2030’a kadar sektörü sürdürülebilir bir yolla ikiye katlayabiliriz.”

Mavi Ekonomi; okyanuslarımız, denizlerimiz ve kıyı bölgelerimizle ilgili tüm ekonomik faaliyetleri temsil etmekte olup; balıkçılık, gemi inşa ve turizm gibi mevcut sektörlerin yanı sıra okyanus enerjisi ve biyoteknoloji gibi gelişmekte olan endüstrileri de kapsamaktadır. Son on yıl içerisinde, bazı AB üyesi ülkelerde mavi ekonomi ulusal ekonomilerden daha hızlı şekilde büyüdü. Mavi ekonomi, finansal kriz zamanlarındaki ekonomik gerilemenin kıyı ekonomileri üzerindeki etkilerini yumuşatan çok daha fazla bir esneklik gösterdi.

Rapor, yeni fırsatlar ve sürdürülebilir rekabetçi avantajlar hakkında fikir vermek amacıyla, farklı AB Üyesi Devletlerde hâlihazırda var olan 6 mavi ekonomi sektöründeki mevcut durumu ve son gelişmeleri ele alıyor.

Avrupa’nın en büyük mavi ekonomileri İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa ve Yunanistan’dır. Toplam istihdamın beşte birini sağlayan İspanya’yı; İtalya, İngiltere ve Yunanistan takip ediyor. Bahse konu dört ülke mavi ekonomiyle ilgili toplam işlerin yarısından fazlasını sağlamaktadır.

Örneğin balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gibi “yaşayan kaynaklar” 2009-2016 yılları arasında % 22 büyümüştür. AB’nin ortak balıkçılık politikası sayesinde artan sürdürülebilirlik, söz konusu olumlu gelişmede önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca ortaya çıkan yeni sektörler de gelişim göstermektedir. Biyo-teknoloji sektörü İrlanda gibi üye devletlerde çift haneli büyüme göstermiş ve açık deniz rüzgar endüstrisindeki istihdam 2009 yılında 23.7 bin iken 2016 yılında 160 bine yükselmiştir.

AB mavi ekonomisinin temel unsurları:

Ciro: 566 milyar Euro

Mavi Ekonomi Gayri Safi Katma Değer: 174.2 milyar Euro

Brüt kar: 95.1 milyar Euro

Brüt kar marjı: % 16.8

İstihdam: 3.48 milyon

AB’nin toplam istihdamının % 1.6’sı

Net yatırım: 22.2 milyar Euro

Gayri Safi Katma Değere yönelen net yatırım: % 29

Ortalama yıllık ücretler: 28.3 bin Euro

Mavi Ekonomi 2016 yılında toplam AB Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının % 1.3’ünü temsil etmiştir.

AB Mavi Ekonomisi hakkındaki Yıllık Rapor, mavi ekonominin alt sektörlerinin gelişimini  ve bu gelişimin arkasında yatan etmenleri ele alarak, okyanus yönetimi de dahil olmak üzere gelecekteki politikalar için bir yön sunabilir ve yatırım fırsatlarının tanımlanmasına yardımcı olabilir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

Avrupa ve Dünya için daha emniyetli denizler ve okyanuslar

Avrupalı bakanlar deniz güvenliği hakkında revize edilmiş bir Eylem Planını kabul ettiler. Söz konusu yeni Planla Avrupa, hem Birlik içinde hem de dünya çapında deniz güvenliği konusundaki taahhütlerini pekiştiriyor.

Yüksek Temsilci, Başkan Yardımcısı ve Ajans Başkanı Federica MOGHERINI, “Bu Eylem Planı ile AB, küresel deniz emniyetini sağlama rolünü yeniden teyit ediyor. Plan, AB Küresel Stratejisinde tanımlanan stratejik öncelikler doğrultusunda uluslararası işbirliğini, denizde hukukun üstünlüğünü ve denizde çok taraflılığı geliştirmektedir” dedi.

AB’nin Çevre, Denizcilik ve Balıkçılıktan sorumlu Bakanı Karmenu VELLA, “Emniyetli denizler ve okyanuslar Avrupa’nın refahı için çok önemlidir. Sahil güvenlik işbirliğiyle büyük bir adım attık ve toplu hazırlığın farklı formlarıyla yola devam etmek için bu başarıyı sürdürmeliyiz. Riskler ve tehditler her zaman şekil değiştirir ve revize edilmiş söz konusu Eylem Planı daha iyi öngörüde bulunmamızı, daha iyi plan yapmamızı ve daha iyi karşılık vermemizi sağlayacaktır” dedi.

Revize edilen Eylem Planı’ndaki Esaslar aşağıdaki gibidir:

  • Denizcilik alanında terörizmin yanı sıra; siber, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditleri de kapsayan yenilikçi ve bütüncül bir deniz güvenliği perspektifi;
  • Avrupa deniz havzasında ve Afrika Boynuzu ve Gine Körfezi gibi popüler noktalardaki güvenlik sorunlarına müdahale etmeye olanak tanıyan bölgesel bir yaklaşım;
  • Limanlar, gemiler ve enerji tesisleri gibi önemli deniz altyapılarının korunması;
  • Sivil ve askeri aktörler arasında, farklı kurumlar arasında ve sınırlar ötesinde daha güçlü bir işbirliği.

Avrupa Balıkçılık Kontrol Ajansı, Avrupa Deniz Güvenliği Ajansı, Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı ve diğer kurumlar arasında gelişmiş bilgi alışverişi deniz güvenliğinin sağlanması açısından çok önemlidir. Şu anki mevcut bilgi alışverişi, 300’den fazla ulusal sahil güvenlik idaresinin yasadışı avlanmaya karşı verdiği mücadeleye ve arama kurtarma faaliyetlerine destek sunmaktadır.

Sivil ve askeri idareler arasında artan bilgi alışverişi denizcilikle ilgili farkındalığın artmasına yol açacaktır. Bu da Deniz Gözetleme Ağı’nın (MARSUR) uygulanması ve deniz gözetimi için COPERNICUS’un kullanılmasıyla başarılabilir.

Eylem Planı, AB’nin güvenlik ve savunma alanındaki kararlılık düzeyine katkıda bulunmaktadır. Eylem Planı’nda yer alan diğer önemli hususlar, paydaş ülkelerle ve NATO ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerle işbirliğinin geliştirilmesi ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (UNCLOS) teşvik edilmesidir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

Danimarka, Gemilerden Kaynaklanan Kirlilik İçin Uluslararası Sorumluluk ve Tazminat Rejimini onayladı

Avrupalı armatörler, Danimarka’nın 2010 HNS Sözleşmesini onaylamasından memnuniyet duyuyorlar. Danimarka; Norveç, Kanada ve Türkiye’den sonra, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğu hakkındaki 2010 Uluslararası Sözleşmesi’ni (HNS Convention) onaylayan dördüncü ülke oldu.

Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (ECSA) Genel Sekreteri Martin DORSMAN şunları söyledi: “gemilerin taşıdığı tehlikeli ve zararlı maddelerin neden olduğu kirliliği kapsayan HNS Sözleşmesi, uluslararası denizciliğin sorumluluk ve tazmin rejiminin önemli bir parçasıdır. Denizcilik endüstrisi, Sözleşmenin onaylanmasını sonuna kadar desteklemektedir. Danimarka’nın onayı, bir AB Üyesi devletin ilk onayı olarak çok önemlidir. Bu durumun, diğer AB Üyesi Devletleri Sözleşmeyi bir an evvel onaylamaya teşvik ederek Sözleşmenin yürürlüğe girmesini kolaylaştırmasını umuyoruz”.

2010 HNS Sözleşmesi, gemilerle taşınan tehlikeli ve zararlı maddelerden kaynaklanan kirlilik zararını ve aynı zamanda can kaybı, yaralanma, mal kaybı ya da malların zarar görmesi dâhil olmak üzere yangın ve patlama risklerini kapsayan ayrıntılı, tek tip ve küresel nitelikli sorumluluk kurallarını ortaya koymaktadır. Zararın armatörlerin limitlerini aştığı daha büyük kirlilik vakalarında zararı HNS Fonu telafi etmektedir. Söz konusu iki kademeli sorumluluk rejimi, denizde tehlikeli ve zararlı maddelerle gerçekleşebilecek bir kazanın potansiyel kurbanları için daha iyi bir koruma ve tazmin rejimi sağlamaktadır. Konteyner gemileri, kimyasal tankerler, LNG ve LPG gemileri dâhil neredeyse her tip gemi tarafından giderek daha fazla HNS taşındığı için Konvansiyonun önemi de artmaktadır.

HNS Sözleşmesi, en az 12 ülke tarafından kabul edildikten 18 ay sonra yürürlüğe girecektir. (Kaynak: ECSA)

Ülkeler, sera gazı emisyonu azaltma politikalarının sonuçları hakkında sınırlı bilgi paylaşımında bulunuyor

Avrupa Çevre Ajansı (European Environment Agency) tarafından 5 Temmuz’da yayınlanan bir rapora göre, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik Avrupa'daki ulusal politikaların çoğu, enerji tüketimini ve enerji arzını hedeflemekte olup, ekonomik ve düzenleyici kurallar emisyonları azaltmanın en yaygın araçları olarak kullanılmaktadır. Rapor ayrıca, AB Üye Devletlerinin, yalnızca az sayıdaki politika ve önlemler için gerçek etki ve maliyetleri raporladıklarını da ortaya koyuyor.

Avrupa Çevre Ajansı, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmeye dair AB Üye Devletlerinin politika ve önlemlerini analiz eden bahse konu raporun yanısıra iki tane de brifing yayınladı.

“2017 yılında Avrupa’da iklim değişikliğinin hafifletilmesi ile ilgili ulusal politikalar ve önlemler” adlı Rapor, “Avrupa Birliği ülkelerinde iklim politikalarının izlenmesi” adlı ilk brifing ve Avrupa’daki politikalar ve önlemler ile ilgili Avrupa Çevre Ajansı’nın veri tabanı; AB'de sera gazı emisyonlarının azaltılması için 1500'den fazla ulusal politika ve önlem hakkında genel bir değerlendirme sunuyor. Üye devletler bu bilgiyi her iki yılda bir AB iklim takip mekanizması gereğince yayınlıyor. Avrupa Çevre Ajansı, bu bilgileri topluyor, bilgilerin niteliğini kontrol ediyor ve bilgiyi halka sunuyor.

Analizlere göre, Üye Devletlerin emisyonların azaltılmasına yönelik politika ve tedbirleri öncelikle enerji verimliliğini, yenilenebilir enerjiyi ve taşıtların emisyonlarını hedefliyor. Rapor edilen politika ve tedbirlerin çoğu, doğrudan yapılan devlet yardımları ya da tarife garantisi gibi ekonomik ya da enerji verimliliği standartları gibi düzenleyici niteliktedir. Ayrıca ulusal politika ve önlemlerin dörtte üçü (%74)  AB mevzuatıyla doğrudan bağlantılıdır.

AB Üyesi Devletlerin raporları, çoğu zaman politikalarının etkileri ve maliyetleri hakkında yetersiz bilgi vermektedir. 2017 yılında Üye Devletlerden yalnızca dokuzu emisyon azaltımıyla ilgili 65 politika ve tedbir hakkında bilgi paylaşmıştır. Avrupa Çevre Ajansı bu bağlamda, AB genelinde mevcut ulusal emisyon azaltım politikalarının kesin etkilerini hesaplamak için yeterli bilgi olmadığı uyarısındada bulunuyor.

Avrupa Çevre Ajansı’nın ‘Politika geliştirmeyi desteklemek üzere planlar ve tedbirler hakkında Üye Devletlerin bilgilerinden faydalanma: binalarda enerji verimliliği’ başlıklı ikinci brifingi de gösteriyor ki, emisyonların kontrol altına alınmasında her bir tedbirin etkinliğini ya da sektörel tedbirlerin toplu etkilerini düzgün bir şekilde analiz edebilmek için farklı bilgi kaynaklarının birleştirilmesi önemlidir. Brifing, mevcut politikaların etkili bir şekilde değerlendirilmesinin, gelecekte daha iyi ve daha bilinçli kararlar alınması açısından taşıdığı önemi de hatırlatmaktadır.

Avrupa Çevre Ajansı tarafından yakın zamanda yayımlanan resmi emisyon verileri, 28 AB Üye Devletin 1990'dan 2016'ya kadar sera gazı emisyonlarını % 22,4 oranında azalttığını göstermektedir. Ortak AB hedefi ise, emisyonları 2020 yılına kadar en az %20 ve 2030 yılına kadar en az % 40 oranında azaltmayı hedeflemektedir. (Kaynak: Avrupa Çevre Ajansı)

01.01.2018 – 30.07.2018 tarihleri arasındaki Paris MOU kapsamında Türk bayraklı gemi tutulmaları

01.01.2018 – 30.07.2018 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MOU) üye limanlarında 4 Türk Bayraklı gemi (Belçika-Anvers; Yunanistan-Kos, Yunanistan-Rodos Adası, İrlanda - Aughinish ) tutulmuştur. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında yer almaktadır.

 

Hazırlayan ve İngilizceden tercüme eden: Selin YELESER, İMEAK DTO Dış İlişkiler Yetkilisi