KASIM 2018 AB BÜLTENİ

Kadınların denizcilik mesleklerine katılımı teşvik ediliyor 

Avrupa Taşımacılık İşçileri Federasyonu (European Transport Workers’ Federation – ETF) ve Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (European Community Shipowners’ Association- ECSA), kadınların Avrupa denizcilik sektöründeki mesleklere katılımlarını artırma yollarını aramaktadırlar. Toplumsal cinsiyet eşitliği; sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye yönelik temel AB değerleri arasında yer almaktadır. ETF ve ECSA, Avrupa’da güçlü, kazançlı ve sosyal olarak sürdürülebilir deniz topluluğu için denizcilik sektörüne yeni yeteneklerin katılması ve bu yeteneklerin sektörde muhafaza edilmesi amacıyla cinsiyet çeşitliliğinin ve fırsat eşitliğinin teşvik edilmesi konusunda aktif bir rol üstlenmeyi istemektedirler.

Denizcilik sektörü neden daha fazla kadını kazanmalıdır?

Denizcilik, geleneksel olarak erkek egemen bir sektör olmuştur ve hâlihazırda açık denizlere giden kaptan ve zabitlerin sadece % 2’si kadındır. ETF ve ECSA, cinsiyet açısından daha dengeli bir denizcilik sektörünün; kültürü, sürdürülebilirliği ve üretkenliği geliştireceği görüşünü paylaşmaktadır. Avrupa denizcilik sektörünün ve denizcilik topluluğunun, teknolojik ve çevresel gelişmeler nedeniyle değişen zamanlarda rekabetçi kalabilmesi ve ihtiyaç duyulan sayıda ve nitelikte kişiyi istihdam edebilmesi için daha fazla kadını denizcilik mesleklerine çekebilmesi bir zorunluluk haline gelecektir.

Kadınların denizcilikteki düşük katılımının temel nedenleri nelerdir?

Kadınların denizcilik mesleklerini cazip bulmayarak alternatif kariyer yollarını tercih etmelerinin pek çok sebebi vardır. ECSA ve ETF’ye göre, temel nedenler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • İmaj: denizcilik çoğunlukla çalışılması zor bir sektör olarak değerlendirilmektedir.
  • Çalışma koşulları: uzun süre evden uzakta çalışma biçimi iş ve aile yaşamı arasında denge kurmayı zorlaştırmaktadır.
  • Erkek egemenliği: denizcilikte çok az kadının çalışıyor olması, denizde çalışmanın genellikle erkek işi olarak görülmesine neden olmaktadır. Gemiler kapalı bir çevredir ve çoğu zaman denizcilerin hem evi hem de iş yeri olmaktadır. Cinsiyet rolleri ve ayrımcılık ihtimallerine ilişkin endişeler potansiyel kadın adayları caydırabilmektedir.

ETF ve ECSA, yukarıda bahsedilen nedenlere dayanarak, aşağıdaki öncelikli konuları ele almak için ortak eylemler geliştirmeye hazır olduklarını beyan etmektedirler:

  • Farkındalık yaratma kampanyası: açık denizlere gitme niteliklerine ve deneyimlerine sahip kişiler için pek çok açık kadronun bulunduğu denizcilikte, hem karada hem de denizde bulunan cazip iş fırsatlarına dair farkındalığın artırılması. Bu, denizcilik sektörüne yönelik bilincin artırılması ve eski ve doğru olmayan algıların yok edilmesi için çalışmayı da kapsamaktadır.
  • Gemilerde kadın dostu tesislerin temin edilmesi, tüm mürettebatın haysiyetini yüceltecek kültürün teşvik edilmesi, denizde ve karada uzun vadeli kariyer fırsatlarının bildirilmesi gibi kadınları denizcilik sektörüne çekecek ve sektörde muhafaza edecek tedbirler.
  • Çalışma yerinde toplumsal cinsiyet politikaları: ECSA ve ETF ilkeleri ve eğitim materyalleri baz alınarak; toplumsal cinsiyet üzerine eğitim modülünün, iş-yaşam dengesi politikalarının, zorbalık ve tacize karşı politikaların geliştirilmesi önerilmektedir.

ECSA ve ETF, 2019 yılı itibariyle bahse konu öncelikli meselelere odaklanacaktır. Uygulama, ECSA ve ETF’nin AB tarafından finanse edilen projeleri ya da deniz taşımacılığı için Sektörel Sosyal Diyalog Komitesi çerçevesinde özel çalışma grupları tarafından takip edilecektir. (Kaynak: ECSA)

European Maritime sector granted EU funding for a ‘SkillSea’ project

The European Commission will co-finance the project ‘Futureproof Skills for the Maritime transport sector (SkillSea)’ as publicly announced at a signature ceremony hosted by the EU Transport Commissioner, Violeta Bulc, on 20 November 2018. The project aims to develop strategies to identify and meet the future skills needs of the maritime sector and attract greater numbers of Europeans to work in maritime industries. The four-year project will begin in January 2019.

SkillSea is being launched by a Europe-wide consortium established by the industry's recognised social partners,the European Community Shipowners' Associations (ECSA) and the European Transport Workers' Federation (ETF) and led by the Rotterdam-based STC Group.The consortium comprises 27 national maritime authorities, shipping companies, shipowners’ associations, maritime trade organizations and maritime education providers from 16 countries in Europe.

The “SkillSea” project, will be co-financed under Erasmus+ with the goal of producing a sustainable skills strategy for the maritime sector and related activities both at sea and ashore. It aims to:

  • -Increase the number of European maritime professionals
  • -Map out technological developments in ship operation and their effect on the industry's skills requirements
  • -Overcome barriers to the mobility of seafaring labour
  • -Improve co-operation between education providers, competent authorities and industry

  • Martin Dorsman, Secretary General of ECSA said:

  • “ECSA is pleased that our application was successful and that the importance of developing a forward-looking skills strategy for our sector has been recognised. We are most grateful for the trust that has been placed in us and our social partners and other consortium members to bring it to fruition. ECSA looks forward to the commencement of work on this exciting project which will contribute to the competitiveness of European seafarers and European shipping.”

  • Eduardo Chagas, General Secretary of ETF, said:

ECSA Genel Sekreteri Martin DORSMAN: “ECSA, Avrupalı denizcilerin ve Avrupa denizciliğinin rekabet gücüne katkı sağlayacak olan bu heyecan verici projenin çalışmalarına başlamayı iple çekiyor” dedi.

ETF Genel Sekreteri Eduardo CHAGAS da: “Avrupa denizcilik sektörü, artan dijitalleşme ve otomasyonla karşı karşıyadır. Bu projenin, yumuşak geçişe katkı sağlayacağını, Avrupalı denizcilik profesyonelleri için üstün nitelikli istihdam ve eğitimi destekleyeceğini ve Avrupa’da denizcilik topluluklarının sürdürülebilirliğini garanti altına alacağını umuyoruz. Ayrıca, daha fazla sayıda Avrupalıyı denizcilik mesleklerine çekmeyi ve onları sektörün değişecek ihtiyaçlarını karşılayacak gerekli niteliklerle donatmayı amaçlıyoruz. Bu, sadece gemilerde değil fakat aynı zamanda açık deniz sektörünü destekleyen ve Avrupa’da önemli bir istihdam kaynağı olan kıyı sektöründe de uzun süreli ve cazip denizcilik kariyerlerinden faydalanılmasını sağlayacaktır” dedi.

STC Grup adına Renee BOELAARS ise şunları söyledi: “STC Grubu, deniz taşımacılığı sektöründe dijital ve 21. yüzyıl vasıflarını hedefleyen bir strateji ve somut bir eğitim paketi geliştirmek üzere 27 proje ortağıyla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyor. Bu proje, denizcilik eğitim ve öğretim kurumları, denizcilik şirketleri, sosyal paydaşlar ve ulusal denizcilik idareleri arasında benzersiz bir işbirliği sağlayarak öğrencileri gerekli vasıflarla donatmak ve onların yatay ve dikey hareketliliklerini artırmak amacıyla ihtiyaç duyulan vasıflara dayanan eğitim paketlerinin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır” dedi.  (Source: ECSA)

Deniz Taşımacılığı, Limanlar ve Lojistik hakkında Avrupa Komisyonu ve İran arasında bir çalıştay yapıldı

İran Limanları & Denizcilik Örgütü (Iranian Ports & Maritime Organization – PMO) ve Avrupa Komisyonu arasında 12-13 Kasım 2018 tarihlerinde teknik bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Iran delegasyonuna PMO Liman ve Ekonomik İşler Başkan Yardımcısı Mohammad Ali HASANZADEH, Avrupa Komisyonu delegasyonuna ise Taşımacılık ve Hareketlilik Genel Müdür Yardımcısı Maja BAKRAN başkanlık etmiştir.

İki taraf; deniz taşımacılığı, limanlar ve lojistik alanlarındaki mevcut girişimler, gelişmeler ve zorluklar hakkında görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Çalıştayda gündeme alınan konular aşağıdaki gibidir:

  • Özellikle çevrenin korunması ile ilgili olarak her iki taraf da gemilerin çevresel performansının artırılmasında deneyim paylaşımının ve alternatif yakıtların önemini vurgulamışlardır. IMO ile daha yakın işbirliği kurulması konusunda hemfikir olan taraflar, IMO’nun deniz taşımacılığından kaynaklanan CO2 emisyonlarının azaltılmasına yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladıklarını belirtmişlerdir.
  • HaTaraflar, liman operasyonları ve verimliliği ile ilgili düzenleyici çerçeveye dair görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Dijital teknoloji kullanımının ve deniz taşımacılığının tedarik zincirine daha iyi entegre edilmesinin önemi ve denizcilik profesyonelleri için doğru becerilerin ve eğitimin temin edilmesi ihtiyacı gündeme getirilmiştir.
  • Emniyetle alakalı olarak, Karadeniz ve Hazar Denizi Projesi kapsamında emniyetin, güvenliğin ve çevre koruma standartlarının yükseltilmesi amacıyla Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı (EMSA) tarafından sağlanan teknik yardım kabul görmüştür.
  • Taraflar, her iki taraftan sektör paydaşlarının katılımını memnuniyetle karşılamış, bu alanda daha başka iş fırsatlarının geliştirilmesine ve deniz taşımacılığı, limanlar ve lojistik sektörleri arasında potansiyel işbirliğine yönelik istekliliklerini beyan etmiştir.
  • Taraflar, liman ve denizcilik sektörlerinin uluslararası ticaretin küresel zorluklarına göğüs germek konusundaki kabiliyetini güçlendirecek yatırımlara duyulan ihtiyacı vurgulamışlardır. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

AB, denizcilik ekonomisinde istihdamı ve büyümeyi destekliyor

2016 ve 2017 yıllarındaki başarılı Mavi Ekonomi çağrılarından sonra, bu senenin çağrısı daha büyük bir bütçeye sahip olacak ve denizcilik ekonomisinin üç temel alanına yönelecektir. Bu alanlar; Mavi Kariyerler, Mavi Laboratuvarlar ve mavi ekonomi için hibelerdir. 18 milyon Euro’nun üzerinde olan 2018 çağrısı, üç yıllık toplam bütçenin 40 milyon Euro’nun hayli üzerine çıkmasını sağlamıştır.

“Mavi kariyerler”, emek piyasasının hızla değiştiğini kabul etmekte ve girişimciliğe ve sosyal becerilere vurgu yapmaktadır. “Mavi laboratuvarlar” kapsamında, daha önce petrol döküntülerini temizleyen mikroplar ve deniz çöpleriyle mücadele eden parazitler gibi yeniliklere yol açan çok disiplinli ortaklıklar desteklenecektir. Bütçe açısından en büyük pay, denizcilik ekonomisindeki inovasyonlara ayrılacaktır. Bahse konu inovasyonlar, şirketlerin ticarileşme öncesinde tanıtım projelerine finansman bulmalarını sağlayarak piyasaya girdiklerinde daha hızlı büyümelerini destekleyecektir.

Bahse konu Mavi Ekonomi çağrısı, sağlıklı denizlere yatırım yapılması gerekliliğinin Avrupa Komisyonunun bir kabulü olduğunu göstermektedir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

Deniz Koruma Alanlarının ekonomik faydaları tahmin edilenden fazladır

Deniz koruma alanları (Marine Protected Areas – MPAs), deniz türlerinin çoğunu kapsamak üzere kurulmuştur. Hem Birleşmiş Milletler (BM) hem de AB, biyo-çeşitliliğin korunması için ülkelerin denizlerinden yeterli alanları ayırmasını talep etmektedir.

Deniz koruma alanları, hayatlarını denizden kazanan insanlar için bir maliyet unsuru olarak değerlendirilmektedir. Fakat Avrupa Komisyonu’nun yeni bir çalışmasına göre gerçekteki durum bunun tam tersidir. Çalışmaya göre, deniz koruma alanlarının öngörülemeyen bazı ekonomik faydaları bulunmaktadır. Bu doğrultudaki bilimsel kanıtlar sınırlı olsa da, mavi işletmelerin beyanları da dâhil olmak üzere çok sayıda kişisel anlatıma dayalı kanıt mevcuttur. Bahse konu kanıtlar, deniz koruma alanlarının etrafında istihdam ve iş fırsatları açısından bolluk olduğunu göstermektedir. Balıkçılık ve turizm, bu açıdan pek çok olumlu örneğe ve başarı hikâyesine sahiptir. Hatta bu hikâyelerin başlangıcı, yerel olarak korunmuş alanların varoluşuna dayanmaktadır.

Bahse konu çalışma; deniz koruma alanlarının su ürünleri yetiştiriciliği, mavi bio-teknoloji ve yolcu taşımacılığı gibi sektörler için de ticari faydalar yarattığını ortaya koymaktadır. Nitekim deniz koruma alanlarının günlük idaresi, bilimsel olarak gözlemlenmesi ve kıyı ve deniz habitatlarının iyileştirilmesi gibi sadece deniz koruma alanları tarafından yaratılan işler bulunmaktadır. 10 örnek olay incelemesini kapsayan bahse konu çalışma, deniz koruma alanlarının yerel ekonomi işletmecileri ve toplulukları için de ekonomik verilerle desteklenen faydalarının bulunduğunu açığa çıkarmıştır.

Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen “Deniz Koruma Alanlarının ve Alansal Koruma Tedbirlerinin Ekonomik Faydaları” isimli söz konusu çalışma, Deniz Koruma Alanları ile ilgilenenlere önemli bilgiler ve fikirler sunmakta ve deniz koruma alanlarına dair farkındalığın ve kabulün artmasını sağlamaktadır. Çalışma ayrıca, deniz koruma alanlarının uygulanması, finanse edilmesi ve yönetilmesine dair ipuçları ve tüyolar vermektedir. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

Barselona, Akdeniz’deki Emisyon Kontrol Bölgesi mücadelesine katılıyor

Barselona Kent Konseyi, gemilerin neden olduğu hava kirliliğini sınırlamak için Akdeniz'de bir Emisyon Kontrol Bölgesi (Med- ECA) kurulması girişimini desteklemektedir.

Barselona, sivil toplum kuruluşları (STK) öncülüğündeki girişime katılan ilk şehirdir ve İspanya Hükümetini bahse konu girişimi desteklemeye davet etmiştir.

Çevre örgütleri anılan girişimden duydukları memnuniyeti; Kuzey Denizi, Baltık Denizi ve İngiliz Kanalındaki ECA'lar için düzenleyici bir çerçevenin oluşturulmasının 2015'ten bu yana hava kalitesinde % 50'ye varan artış ve milyarlarca Euro değerinde sosyo-ekonomik fayda sağladığını belirterek dile getirmişlerdir.

Deniz trafiği, kıyı bölgeleri ve liman şehirleri için özellikle önemli bir hava kirliliği kaynağıdır; çünkü gemiler, nitrojen oksitler (NOx), sülfür oksitler (SOx) ve parçacıklı madde (PM) gibi insan sağlığı için tehlikeli olan kirleticileri yayan yüksek kükürt içeriğine sahip yakıtlar kullanmaktadırlar.

Avrupa Komisyonu, her yıl 50.000 Avrupalının gemilerin neden olduğu hava kirliliğinden ötürü genç yaşta öldüğünü tahmin etmektedir.

Avrupadaki bazı çevre kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturdukları bir ittifak, Akdeniz'i bir ECA olarak belirlemek amacıyla 2017 yılında bir belgeyi kabul etmiştir. “Roma Deklarasyonu” adıyla bilinen belge, BirdLife Malta, Cittadini per L’Aria, France Nature Environnement, Ecologistas en Acción ve Alman Doğa ve Biyolojik Çeşitlilik Koruma Birliği (NABU) gibi bir grup STK tarafından Mart 2017'de Roma'da imzalanmıştır. (World Maritime News)

İngiltere’nin “Gökyüzündeki Gözü”, petrol döküntüleriyle ve yasadışı deniz taşımacılığıyla mücadele ediyor

İngiltere, petrol döküntülerini ve yasadışı denizciliği durdurmaya yardımcı olmak üzere, Dünyayı 24 saat görüntüleme kabiliyeti olan yeni bir uydudan ilk görüntüleri kamuya sunmuştur.

İngiltere'de üretilen ilk Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) uydusu NovaSAR-1, okyanuslardaki petrol döküntülerini tespit edebilir, şüpheli denizcilik faaliyetlerinin yerini belirleyebilir ve ağaçları yok etmenin sonuçlarını izleyebilir niteliktedir.

İngiltere Bilim Bakanı Sam GYİMAH “ ‘Gökyüzündeki bu göz’, Dover Boğazı'ndan bir düzine kat daha geniş bir görüntü yakalayabilir. [Uydunun] sağladığı veriler, yasadışı deniz taşımacılığından kaynaklanan problemlerin çözümünden, zararlı kirliliğe karşı uyarıda bulunmaya kadar [pek çok konuda] bize yardım sunabilir,” dedi.

NovaSAR-1, afetlerin ve ormansızlaştırmanın izlenmesi dâhil olmak üzere hassas uygulamalar için yüksek netliğe sahip görüntüler yaratan üç görüntüleme modunun yanı sıra, bir deniz moduna ve AIS alıcısına sahiptir.

Uydunun deniz modu, 400 km genişliğinde bir okyanus alanının izlenebilmesini sağlamaktadır. Bu, gemilerin radar tarafından tespit edilmesini ve gemi takip verileriyle karşılaştırılarak, potansiyel olarak yasadışı faaliyetlere işaret eden tutarsızlıkların ortaya konabilmesini mümkün kılmaktadır.

Eylül ayında faaliyete geçen uydu, düşük maliyetli uydu görüntülemesi için yeni bir platformu test etmektedir. NovaSAR-1'in geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla 21 milyon GBP yatırım yapan İngiliz Hükümeti, İngiltere'nin yeryüzünü gözlemleme yeteneklerini önemli ölçüde artıran ve Oxfordshire bulunan Uydu Uygulamaları Katapult’undaki yeni projelere girdi sağlayacak söz konusu uydu verilerine erişim imkânından faydalanacaktır. (Kaynak: World Maritime News)

01.01.2018 – 13.12.2018 tarihleri arasındaki Paris MOU kapsamında Türk bayraklı gemi tutulmaları

01.01.2018 – 13.12.2018 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MOU) üye limanlarında 7 Türk Bayraklı gemi (Belçika-Anvers; Yunanistan-Kos, Yunanistan-Rodos Adası (2), İrlanda – Aughinish, Romanya - Galati, Fransa - Sete) tutulmuştur. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında (http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/gemitutulmalari.aspx ) yer almaktadır.

 

Hazırlayan ve İngilizceden tercüme eden: Selin YELESER, İMEAK DTO Dış İlişkiler Yetkilisi

en_GB
tr_TR en_GB