ARALIK 2019 - OCAK 2020 AB BÜLTENİ

Avrupa’da denizcilik sektöründe meydana gelen güncel gelişmelere ilişkin çeşitli kaynaklardan derlenen haberler bilgilendirme amacıyla aşağıda sunulmaktadır.

  1. Gemiler için % 0,5 kükürt üst limiti dünya çapında yürürlüğe girdi

Gemilerin yanmalı motorlarından kaynaklanan sülfür oksit (SOx) emisyonları, asit yağmurlarına neden olmakta, solunum ve kardiyovasküler hastalıklara ve  kısalan yaşam sürelerine neden olabilecek ince tozlar oluşturmaktadır.

1 Ocak 2020'den itibaren, deniz yakıtlarının maksimum sülfür içeriğinin küresel olarak % 3,5'ten % 0,5'e düşürülmesi ile ilgili olarak AB Ulaştırmadan sorumlu Komiseri Adina Vălean şunları söylemiştir: "Deniz taşımacılığı küresel bir sektördür ve denizcilik sektöründen kaynaklanan emisyonların azaltılması küresel çözümler gerektirir. Küresel sülfür üst limitinin yürürlüğe girmesi tüm denizcilik sektörü için önemli bir kilometre taşı olup, zararlı hava kirleticilerinin salınımının azaltılmasına katkı sunarak, Güney Avrupa kıyılarımızdakiler de dâhil olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki şehirlere ve topluluklara doğrudan fayda sağlayacaktır. [Küresel sülfür üst limiti] aynı zamanda, AB ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) ortak çabalarının sektörden gelen güçlü bağlılık ile birlikte çevreye ve vatandaşlarımızın sağlığına önemli faydalar sağlayabileceğini göstermektedir."

Çevre, Okyanuslar ve Balıkçılık Komiseri Virginijus Sinkevičius da şunları eklemiştir: "Avrupa Yeşil Anlaşması, hem iklim tarafsızlığı hem de toksik olmayan bir çevre için sıfır kirlilik kararlılığı sunmaya hazırlanıyor. AB’nin söz konusu kararlılığı, vatandaşlarımızın refahını korumanın yanı sıra deniz taşımacılığı da dâhil olmak üzere tüm taraflar için karbonsuz ve sürdürülebilir bir mavi ekonomide sağlıklı ve temiz ortamlar, denizler ve okyanuslar sağlar. Daha fazla AB kıyı vatandaşının temiz hava soluması için hem Emisyon Kontrol Alanlarında (ECA) ve hem de küresel olarak düşük kükürt standartlarını memnuniyetle karşılıyoruz ."

Gemiler, geleneksel olarak % 3.5'e kadar sülfür içeriğine sahip olabilen akaryakıt kullanmaktadırlar. Karşılaştırma yapmak gerekirse, kamyonlarda veya binek otomobillerde kullanılan yakıtların sülfür içeriği % 0.001'i geçmemelidir. AB, 2012'den bu yana Sülfür Direktifi ile deniz yakıtlarının sülfür içeriğini azaltmak için sağlam bir adım atmıştır. 2016 yılında revize edilen 2012 Sülfür Direktifi, deniz yakıtları için maksimum sülfür içeriği seviyeleri belirleyerek SOx emisyonlarını azaltmış ve IMO’nun yeni standartlarını AB yasalarına derç etmiştir.

Ayrıca, Baltık Denizi ve Kuzey Denizi gibi “Sülfür Oksit Emisyon Kontrol Alanları” (SECA) olarak adlandırılan bazı çok hassas ekosistemlerde, maksimum sülfür içeriği 2015 yılında % 0.10'a düşürülmüştür. SECA’ların çevresinde  SOx konsantrasyonlarını yarıya indirip kıyı bölgelerindeki ve limanlardaki insanlara sağlık açısından faydalar sağlayan söz konusu sülfür sınırlamalarının, sektör üzerindeki genel ekonomik etkileri asgari düzeyde kalmıştır.

Emisyon Kontrol Alanı limitlerinin başarılı bir şekilde uygulanmasına dayanarak, küresel sülfür limitinin uygulanmasının da benzer sonuçlar getirmesi beklenmektedir. AB ayrıca, Akdeniz gibi diğer AB sularında IMO tarafından ileride olası ECA'ların belirlenmesi için Barselona Konvansiyonu bağlamında da aktif olarak çalışmaktadır. (Kaynak: Avrupa Komisyonu)

  1. COP 25'te Deniz Taşımacılığı: Tam dekarbonizasyona doğru tam hız

Uluslararası Deniz Ticaret Odası (ICS), Avrupa Topluluğu Armatörler Birliği (ECSA) ve İspanyol Armatörler Birliği (ANAVE) 02-13 Aralık 2019 tarihleri arasında Madrid'de gerçekleştirilen BM İklim Değişikliği Konferansı COP 25 kapsamında 13 Aralık günü denizciliğin karbondan arındırılmasına yönelik bir etkinik düzenlemiştir.

ICS Genel Sekreter Yardımcısı Simon Bennett etkinlikte şunları söylemiştir: "Deniz taşımacılığının küresel düzenleyicisi olarak, BM Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO, dünya çapında güçlü uygulamalardan yararlanan kapsamlı bir düzenlemeler çerçevesi ile sektörün etkileyici çevresel performansını başarıyla geliştirmiştir.

Küresel olarak yürürlükte olan ve 2022 yılına kadar büyük konteyner gemilerinde % 50 iyileşme ile birlikte tüm yeni gemilerin 2025 yılına kadar en az % 30 daha fazla karbon verimli olmasını gerektirecek zorunlu CO2 azaltma düzenlemeleri halihazırda zaten bulunmaktadır. IMO Üye Devletlerinin geçen sene kabul ettiği iddialı CO2 azaltma hedefleri doğrultusunda IMO, 2020 yılında operasyonel yakıt verimliliği ve hız optimizasyonu odaklı yeni bir düzenleme paketi kabul edecektir. [Söz konusu paket] 2023 yılına kadar daha fazla CO2 azaltımı sağlamalı ve sektörün 2030 yılına kadar tüm dünya filosunda % 40 verimlilik artışı hedefini aşma yolunda olduğunu garanti etmelidir.

Endüstrinin en büyük önceliği, IMO'nun oldukça iddialı 2050 hedefini hayata geçirerek hızlı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olmak ve ticari büyümeden bağımsız olarak sektörün toplam CO2 emisyonlarını en az % 50 oranında azaltmak ve kısa süre sonra karbondan tamamen arındırmaktır. Bu nedenle, okyanus ötesi gemilere uygulanabilecek sıfır karbon teknolojilerinin ve sevk sistemlerinin Ar-Ge'sinin hızlandırılması IMO stratejisinin merkezinde olmalıdır.”

ICS'nin sunumunun ardından ECSA Genel Sekreteri Martin Dorsman şu açıklamayı yapmıştır: "Sektör, yeni Avrupa Komisyonu'nun iklime zararsız ilk kıta olma tutkusunu tam olarak desteklemektedir. Ayrıca, iklim tehlikesi küresel bir krizdir ve bu nedenle küresel bir stratejiye ihtiyaç duyulmaktadır. AB'nin, küresel olarak mümkün olan en kısa sürede uygulanacak iddialı uluslararası düzenlemelerin geliştirilmesini ve benimsenmesini destekleyen IMO tartışmalarında proaktif ve pozitif rol oynamasına ihtiyacımız var.

Yeni teknolojilere ve alternatif yakıtlara acilen gereksinim duymaktayız. AB, AB fonlarını denizcilik sektörünün ve daha geniş denizcilik gruplarının kullanımı için uygun hale getirerek Ar-Ge'yi destekleyebilir. Avrupa, pilot projeleri ve yeni yakıtlar için AB limanlarında yakıt ikmali altyapısının oluşturulmasını desteklemelidir."

ECSA Genel Sekreterinin ardından ANAVE Genel Müdürü Manuel Carlier ise emisyonların azaltılmasına ilişkin başarı öykülerini şöyle anlatmıştır: "Deniz taşımacılığı zaman ve km başına daha düşük CO2 emisyonuna sahip taşıma modudur. Yük ve yolcuların karadan ve havadan denize geçişini teşvik ederek, CO2 emisyonlarını etkin bir şekilde azaltacağız. Örneğin, kamyonların % 50'si Batı Akdeniz'de İtalya ve İspanya arasındaki Deniz Otoyollarına kaydırılmıştır. Bu şekilde çok fazla CO2 azaltımı elde edilmektedir. Aynı şey, Kanarya Adaları arasındaki yolcu taşımacılığında da yapılmakta ve bir yolcunun uçak yerine gemiyi tercih etmesi CO2 emisyonlarının % 80'den fazla azaltılması anlamına gelmektedir.” (Kaynak: Uluslararası Deniz Ticaret Odası)

  1. Sektör kuruluşları, deniz taşımacılığını karbondan arındırmak için 5 milyar dolarlık bir Ar-Ge fonu önerdi

Denizcilik birlikleri, 5 milyar Dolar değerinde bir sera gazı azaltma araştırma ve geliştirme programının kurulması için IMO’ya teklif sundular.

Düşük karbonlu ve sıfır karbonlu teknolojilerin ve yakıtların kullanımını hızlandırmayı hedefleyen söz konusu Ar-Ge programı, denizcilik sektörünün emisyonları azaltmasına yönelik artan baskılar ile örtüşmektedir.

Şu anda dünyanın antropojenik CO2 emisyonlarının yaklaşık % 2'sinden sorumlu olan uluslararası deniz taşımacılığı küresel ticaretin yaklaşık yüzde 90'ını taşımaktadır.

Deniz taşımacılığının küresel düzenleyici örgütü olan IMO, ticari büyümeye bakılmaksızın, sektörün toplam sera gazı emisyonlarında 2050 yılına kadar en az % 50 oranında bir azaltım hedefi belirlemiş, bir sonraki aşama olarak ise kısa bir süre içerisinde karbondan tam arınmayı hedeflemiştir.

BIMCO, CLIA, ICS, INTERTANKO, INTERCARGO, INTERFERRY, IPTA ve WSC tarafından desteklenen fon teklifi kapsamında temel finansman, tüketilmek üzere satın alınan akaryakıtın tonu başına zorunlu bir Ar-Ge katkısı yoluyla toplanacaktır.

Uluslararası Deniz Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı Simon Bennett konu ile ilgili olarak şunları söylemiştir: “Ticaret büyümesi için ihtiyatlı tahminler yapılsa bile, 2050 yılına kadar CO2 emisyonlarında toplam % 50'lik bir azaltma ancak dünya filosunun karbon verimliliğinin yaklaşık % 90 oranında artırılmasıyla elde edilebilir. Bu da ancak filonun büyük bir kısmının ticari olarak uygun sıfır karbonlu yakıtları kullanması halinde mümkün olacaktır. Uygulamada filonun büyük bir kısmının 2050 yılına kadar sıfır karbonlu yakıtları kullanmasıyla % 50 hedefine ulaşılırsa, tüm dünya filosu da bu yakıtları çok kısa bir süre sonra kullanacak ve denizcilik sektörünün hedefi olan % 100 karbonsuzlaşma mümkün hale gelecektir.

Dünya filosunun yılda yaklaşık 250 milyon ton toplam yakıt tüketimi yaptığı düşünülürse, on yıllık bir süre boyunca ton başına 2 ABD Doları alınması halinde yaklaşık 5 milyar Dolar elde edilecektir. Bu tutarın da, IMO tarafından kararlaştırılan iddialı zaman çizelgesi içerisinde sektörümüzü karbondan tamamen arındırmak için ihtiyacımız olan yoğun Ar-Ge çabalarına ivme kazandırmak için yeterli olduğuna inanıyoruz.”

Uluslararası Deniz Araştırma ve Geliştirme Kurulu (International Maritime Research and Development Board-IMRB), bütçesinin onaylanması da dahil olmak üzere, faaliyetlerinin denetimini sağlamak için Deniz Çevresini Koruma Komitesi (MEPC) tarafından kurulan temsili bir IMO Üye Devletleri organına rapor verecek, söz konusu denetim organı da MEPC'ye bildirimde bulunacaktır.

Bahse konu Ar-Ge fonunun 10 ile 15 yıl arasında bir ömrünün olabileceği öngören kuruluşlar: "Teklif edilen program, IMO Sera Gazı Stratejisinde ortaya konulan 2050 ve ötesine yönelik kararlılık düzeylerine ulaşmak için kritik öneme sahiptir. Bu ölçekte bir çabanın, 2030 ve sonrasında denizcilik sektörüne sıfır emisyonlu gemilerin girmesine yol açabilecek bir veya daha fazla teknik yolun belirlenmesinde başarılı olması beklenmektedir” görüşündedir.

Geliştirilmekte olan başka sıfır emisyonlu projeler de bulunmaktadır. Ancak asıl zorluk, sıfır emisyonlu çözümlerin üretimini ölçeklendirmek ve bunları başta okyanus ötesi seferlerde olmak üzere uluslararası deniz taşımacılığının yaygın kullanımı için ticari açıdan uygun hale getirmektir. Bununla birlikte paydaşlara göre, sektörün bir bütün olarak karbondan arındırılmasına ilişkin sorumluluk denizcilik şirketlerinin tek sorumluluğu değildir ve geniş bir paydaş grubu tarafından yürütülmelidir.

ICS Başkanı Esben Poulsson söz konusu Ar-Ge fonu için şunları söylemiştir: “Bu teklifin arkasındaki sektör kuruluşlarının koalisyonu gerçek bir liderlik göstermektedir. Denizcilik sektörü, IMO’nun belirlediği iddialı hedefe ulaşmak için CO2 emisyonlarını azaltmalıdır. Eğer 4. Sanayi Devrimini güçlendirecek teknolojileri geliştireceksek, inovasyon hayati önem taşımaktadır. Söz konusu teklif basit, hesap verebilir ve gerçekleştirilebilirdir ve umuyoruz ki hükümetler bu cesur hamleyi destekleyecektir.”

Denizcilik sektörünün bahse konu teklifi MEPC'nin 2020 Mart ayında gerçekleştirilecek olan bir sonraki toplantısında ele alınacaktır. (Kaynak: World Maritime News)

  1. Belçika’da denizcilik sektörü hidrojen taşımacılığı için bir araya geldi

Belçika'da CO2 emisyonlarını azaltmaya yardımcı olacak bir enerji türü olarak hidrojeni teşvik etmek amacıyla denizcilik sektörünün 7 paydaşı güçlerini birleştirmiştir.

Anvers Limanı, Zeebrugge Limanı, Deme, Engie, Exmar, Fluxys ve WaterstofNet’den oluşan paydaşlar geçtiğimiz günlerde uzmanlıklarını koordineli bir şekilde bir araya getirmek ve “Belçika hidrojen ekonomisine” doğru adımlar atmak için bir işbirliği anlaşması imzalamışlardır.

Paydaşlar ilk aşamada tüm hidrojen ithalat ve taşıma zincirinin müşterek bir analizini yapacaklardır. Amaç; özellikle üretim, yükleme ve boşaltma, deniz yolu ve boru hatları ile ulaşım gibi lojistik zincirindeki çeşitli bileşenlerin finansal, teknik ve düzenleyici yönlerini planlamaktır. Analiz sonuçları, hidrojeni enerji ve kimya sektörlerindeki çeşitli uygulamalar için taşımanın en iyi yolunu gösteren bir yol haritası sağlayacak ve yaklaşık bir yıl içinde hazır olması beklenen sonuçlar, somut projelere giden köprüyü oluşturacaktır.

Deme CEO'su Luc Vandenbulcke konu ile ilgili olarak şu yorumları yapmıştır: “Hidrojenin CO2 içermeyen enerji geçişinde önemli bir rol oynayabileceğine inanıyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarından yeşil hidrojenin üretimi, taşınması ve depolanması konusundaki uzmanlığımızdan tam olarak yararlanmak istiyoruz. Limanların ve sektörün bu eşsiz ortaklığı sayesinde Belçika, yeşil hidrojen ekonomisinde lider bir rol oynayabilir ve CO2 emisyonlarını daha da azaltabilir.”

Exmar CEO'su Nicolas Saverys: “Doğal gaz, LPG, amonyak ve diğer petrokimya gazların uluslararası taşıyıcısı olarak Exmar, geleceğe de odaklanıyor. Hidrojen gazı taşıma zincirinin en verimli ve ekonomik şekilde nasıl geliştirilebileceğinin araştırılmasına yardımcı olmak istiyoruz” demiştir.

Anvers Limanı CEO'su Jacques Vandermeiren ise şunları eklemiştir: “Bir enerji taşıyıcısı, temel kimya elementi ve yakıt olarak hidrojene her türlü şansı vermeyi ve böylece hidrojen ekonomisinin aktif bir öncüsü olmayı üstleniyoruz.”

Zeebrugge Limanı Genel Müdürü Joachim Coens: “Önümüzdeki yıllarda rüzgâr, güneş ve gelgitlerden büyük miktarda değişken yenilenebilir enerji biriktireceğiz. Zor olan, büyük miktarlardaki bu yeşil enerjiyi taşımak ve depolamaktır. Bu noktada Zeebrugge Limanı'nın çok işlevli bir enerji merkezi olarak oynayacağı bir rol bulunmaktadır. Hidrojen, enerji taşıma ve depolama için bir çözüm olabilirse eğer, bu çözüm Zeebrugge'da mükemmel bir şekilde gerçekleşebilir” demiştir.

Bir hidrojen ekonomisinde hidrojen, yenilenebilir enerjinin elektrik ve ısı üretimi, hareketlilik ve yakıt üretimi için önemli bir taşıyıcısıdır ve endüstriyel üretim için hammaddedir. Bir hidrojen ekonomisinin uygulanabilirliğinde önemli olan ise hidrojen üretimi için yeterli yenilenebilir elektriğin üretilmesidir.

Belçika'da rüzgar ve güneş enerjisinin yeterince bulunmaması nedeniyle, ihtiyaç duyulan yenilenebilir enerjinin bir kısmının ithal edilmesi gerekmektedir. Hidrojenin ithalatı, taşınması ve depolanması için verimli ve ekonomik çözümlerin özel uzmanlık gerektirmesi ise söz konusu 7 endüstri ortağının bir araya gelmesini sağlamıştır. (Kaynak: World Maritime News)

  1. AB projesi LASHFIRE Ro-Ro gemilerindeki yangın emniyetini artırmayı hedefliyor

Avrupa Komisyonu, Ro-Ro gemileri için denizde yangın emniyeti sorununu çözmek üzere 12 milyon Euro’luk bir yatırım yapacağını açıklamıştır. 13 AB Üye Devletinden proje ortakları, söz konusu uluslararası deniz taşımacılığı sorununu hafifletmek için düşük maliyetli önlemleri araştırmaktadır.

LASHFIRE Projesi (Legislative Assessment for Safety Hazards of Fire and Innovations in Ro-Ro ship Environment - Ro-Ro Gemi Ortamında Yangın Emniyeti Tehlikeleri ve Yenilikler için Yasal Değerlendirme), denizcilikte yangın emniyeti çözümleri geliştirmeyi, uluslararası denizcilik düzenlemelerinin revize edilmesine bir temel oluşturmayı ve sürdürülebilir taşımacılık için daha emniyetli ve rekabetçi gemiler inşa etmek üzere Avrupa endüstrisine bilgi vermeyi amaçlamaktadır.

İsveç RISE Araştırma Enstitüleri tarafından koordine edilmekte olan proje; sektör ortakları, araştırma enstitüleri, üniversiteler, düzenleyici kurumlar, ticari birlikler ve iletişim ve dış ilişkiler uzmanları dâhil olmak üzere 13 AB Üye Devletinden 26 ortağı kapsamaktadır.

Avrupa Komisyonu, araştırma ve inovasyon programı Horizon 2020 aracılığıyla, Eylül 2019'dan başlayarak 4 yıl boyunca LASHFIRE'e 12,2 milyon Euro yatırım yapacaktır.

Son yıllarda çok sayıda dikkate değer Ro-Ro gemi yangınının olması ve bu olaylarda herhangi bir azalma belirtisinin olmaması, yangınların daha iyi şekilde önlenmesi ve yönetilmesi ihtiyacının doğduğunu göstermektedir.

Projenin hedefleri ve teknik içeriği, Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı (European Maritime Safety Agency – EMSA) tarafından bir araya getirilen bir Avrupalı uzmanlar grubunun işaret ettiği kritik yönlere, IMO içinde uluslararası düzenlemelerin devam eden reformuna ve Ro-Ro gemi operatörlerinin deneyimlere dayanmaktadır.

Proje, ilgili gemi operatörleri ve tersanelerin yardımıyla fizibilite, performans doğrulaması ve uygulama için değerlendirilecek olan yeni ve gelişen teknolojilerden ve prosedürlerden faydalanacaktır. Geliştirilen çözümlerin sağladığı risk azaltımı ile çevre, maliyet ve mürettebat operasyonları üzerindeki sonuçlar dengelenecek, böylece Ro-Ro gemilerinin yangından korunmasının sürdürülebilir, pratik ve uzun vadeli bir bakış açısıyla sağlam bir şekilde geliştirilmesi sağlanacaktır.

LASHFIRE proje koordinatörü Franz Evegren şunları söylemiştir: “Bu 4 yıllık proje kapsamında, her türlü Ro-Ro gemisinin Ro-Ro alanlarında başlayan yangın riskini azaltan uygun maliyetli çözümler geliştireceğiz. 2006 ve 2015 arasındaki on yılda, örneğin Ro-Pax gemilerde 32 ciddi Ro-Ro alanı yangını gördük. LASHFIRE, Ro-Pax gemiler, genel Ro-Ro kargo gemileri ve PCTC'lerde yangın oluşumunu önemli ölçüde azaltacaktır; erken bir aşamada tespit edilen ve kontrol altına alınan yangınların oranını artıracağız ve gemideki bağımsız yangın yönetimi imkânlarını geliştireceğiz. Bu, yangınların topluma olan önemli maliyetlerini azaltacak, özellikle ölümlerin sayısını yaklaşık olarak yarıya indirecektir. Projede geliştirilen çözümler, IMO Resmi Emniyet Değerlendirmesi metodolojisine göre değerlendirilen ve onaylanan düzenleyici tekliflere yol açacaktır. Tüm tedarik zincirinin projeye dâhil olduğu göz önüne alındığında, kabul edilmesi halinde çözümlerin piyasaya sürülme süresi de kısa olacaktır.”(Kaynak: www.safety4sea.com )

  1. Avrupa Denizcilik Haftası Şubat ayında düzenleniyor

Avrupa Denizcilik Haftası’nın 3’üncüsü, 17-21 Şubat 2020 tarihleri arasında Brüksel'de The Hotel'de gerçekleştirilecektir. Denizcilik Haftası, deniz taşımacılığı dünyasından ve Avrupa kurumlarından yüksek profilli açılış konuşmacıları ile bir dizi etkinliğe sahne olacaktır. Haftanın ilk 3 günü farklı temalara sahiptir ve o günlerdeki tüm etkinlikler ilgili sorunları ele alacaktır:

  • 17 Şubat 2020 Pazartesi - Ticaret ve rekabet gücü
  • 18 Şubat 2020 Salı - Emniyetli ve sosyal deniz taşımacılığı
  • 19 Şubat 2020 Çarşamba – Deniz taşımacılığı ve çevre
  • 20 Şubat 2020 Perşembe – Ana Konferans ve Gala Yemeği

Her günün sonunda gerçekleştirilecek olan özet bölümünde, 20 Şubat 2020 Perşembe günü yapılacak olan büyük Konferansta daha detaylı incelenebilmeleri için günün tüm önemli mesajları bir araya getirilecektir. Bu temaların tamamı, Avrupa ve küresel deniz taşımacılığının karşı karşıya kaldığı birçok zorluğu ele alacaktır.

Hem Ana Konferans hem de Gala Yemeği üst düzey network kurmak için ideal bir fırsat sunacak; Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi gibi Brüksel'deki yasa koyucularla Avrupa ve küresel deniz taşımacılığının önemli oyuncularını bir araya getirecektir. 21 Şubat Cuma günü ise Anvers Limanı'na isteğe bağlı bir ziyaret yapılacaktır. (Kaynak: https://europeanshippingweek.eu/ )

  1. 01.01.2019-27.01.2020 tarihleri arasındaki Paris MOU kapsamında Türk bayraklı gemi tutulmaları.

01.01.2019 – 27.01.2020 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MOU) üye limanlarında 4 Türk Bayraklı gemi (İspanya – Santander,  Yunanistan – Elefsis, İtalya – Trieste, Yunanistan-Girit Adası ) tutulmuştur. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında (http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/gemitutulmalari.aspx ) yer almaktadır.

Hazırlayan ve İngilizceden tercüme eden: Selin YELESER, İMEAK DTO Dış İlişkiler Müdürü

tr_TR
en_GB tr_TR