Spread the love

EKİM 2020 AB BÜLTENİ

1- 2020 Mavi Ekonomi Raporu, Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirliğe ilişkin yaptığı gelişmeleri ele alıyor.

Avrupa Birliği okyanusların ve kıyı kaynaklarının sürdürülebilir olmasını sağlama amacının yanı sıra, sürdürülebilir bir Mavi Ekonomi ortaya koymaya yönelik yeni bir yaklaşımla paralel olarak Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) kapsamındaki girişimlerin ve politikaların uygulanması ve geliştirilmesi için karar mercii ve paydaşları desteklemek amacıyla 2020 Mavi Ekonomi raporunu yayımlamıştır.

Raporda, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Avrupa Veri Stratejisi'nin, çeşitli girişimlerde kullanılmak amacıyla güvenilir, doğru ve merkezi verileri zorunlu hale getireceğine vurgu yapılmaktadır.

Raporun üçüncü baskısı; iklim değişikliği gibi sorunlar, denizaltı kabloları gibi yeni sektör alanları, Deniz Mekânsal Planlaması (Maritime Spatial Planning), Ekosistem Hizmetleri (Ecosystem
Services) gibi yeni analiz alanları veya çok amaçlı platformlar (Multipurpose platforms) gibi Mavi Ekonomi üzerinde etkisi bulunan çeşitli unsurlar hakkında da bilgi sağlamaktadır.

2020 Mavi Ekonomi Raporu iki ana başlık altında incelenebilir. Bu başlıklardan birincisi olan Deniz Temelli Faaliyetler (Marine-based activities); deniz canlıları, deniz mineralleri, yenilenebilir
deniz enerjisi, tuzdan arındırma, deniz taşımacılığı ve kıyı turizmi gibi okyanus, deniz ve kıyı bölgelerini ilgilendiren konuları kapsamaktadır. Söz konusu ana başlıklardan ikincisi ise deniz ile ilgili faaliyetlerdir. Raporun deniz ile ilgili faaliyetler kısmında ise, deniz mahsullerinin işlenmesi, biyoteknoloji, gemi inşa ve tamiri, liman faaliyetleri, teknoloji, ekipman, dijital hizmetler gibi deniz temelli faaliyetlerde veya denizlerde kullanılan ürünler, bu faaliyetlerden elde edilen ürünler veya
bu faaliyetler ile ilgili verilen hizmetler hakkında bilgi verilmektedir.

Fakat denizler; kaynak temini, denizde yaşam, karbon giderimi, kıyıların korunması, atıkların geri dönüştürülmesi, depolanması ve iklim değişikliği ve biyoçeşitliliği etkileyen süreçler ile ölçülemeyecek kadar büyük bir ekonomik değere sahiptir.

Rapor, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın uygulanmaya başlanmasından sonra deniz ortamı ve okyanuslar üzerindeki insan etkisini analiz etmektedir. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana sebebi olan sera gazı salınımları da bahsedilen insan etkisine dahildir. İklim değişikliği sonucunda sıcaklık dalgalarının ve orman yangınlarının artması, Güney ve Orta Avrupa'da kuraklıklar yaşanırken Kuzey Avrupa'nın ise daha yağışlı bir iklime ve sel felaketlerine ev sahipliği yapması beklenmektedir.

Bu konulara ek olarak 2020 Mavi Ekonomi Raporu, Mavi Ekonomi ile ilgili olarak gerçekleştirilecek projeler için finansman bulunması gibi genel ekonomik ve politik konularda da bilgi vermektedir. (Kaynak: Safety4Sea)

2- Fransa sülfür takibi yapan dronelar kullanarak emisyon yönetmeliğini uyguluyor.

Avrupa'nın kontrol bölgelerinde seyreden gemilere yönelik katı sülfür limiti uygulaması için gösterilen çabalar ileri teknoloji dronlar ile desteklenmektedir. Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı
(European Maritime Safety Agency – EMSA) tarafından sağlanan dronları kullanan Fransa, emisyonların izlenmesine ilişkin programı başlatan son ülke oldu. Fransız sularındaki emisyon kontrollerini sıkılaştırmak amacıyla Denizcilik Bakanlığı,
dünyanın en yoğun hatlarından biri olan Dover Boğazı'nda dronları kullanmaya başladı. Üç ay sürecek olan denemeler 23 Eylül 2020 tarihinde hayata geçirildi.

Emisyon izleme programı, deniz kirliliğine ilişkin kuralların daha katı bir şekilde uygulandığı Kuzey Denizi Emisyon Kontrol Alanı'nda (North Sea Sulphur Emission Control Area - SECA)
gerçekleştirilecektir. Bu bölgede seyreden gemiler sülfür değeri %0.1'den yüksek yakıtları kullanamamaktadır. Bu oran, diğer bölgelerde ise %0.5 olarak belirlenmiştir.

Dover Boğazı üzerindeki deniz trafiği hatları üzerinde uçuş yapacak dronlar, sülfür yoğunluğu ve gaz ölçümlerine ilişkin veri toplayacak, görüntü ve uçuş rotasını EMSA'nın veri merkezine gönderecektir. Veri merkezine iletilen veriler burada analiz edildikten sonra, Avrupa'da bulunan gemi denetimleri yetkilileri tarafından kullanılan THETIS-EU veri sistemine aktarılacaktır.

EMSA'ya göre, gemi denetimlerine ilişkin kurulan koordinasyonu kolaylaştırmak için Avrupa Birliği üye devletleri kural ihlalleri hakkında bilgilendirilmektedir. Dronlar tarafından yapılan emisyon ölçümleri neticesinde sülfür yoğunluğu limitinin aşıldığı tespit edilir ise, gemi uğrayacağı bir sonraki limanda denetimlere tabi tutulabilecektir.

Danimarka Denizcilik İdaresi 2019 yılında benzer bir deneme programı yürürlüğe koymuş ve 2020 yılı yazında deneme programına yönelik ikinci bir test gerçekleştirmiştir. 2020 yılının Ekim ayı sonuna kadar sürmesi planlanan ve Fransa'ya benzer olarak EMSA'nın dronlarının kullanıldığı bu program ile Baltık Denizinden geçiş yapan yüksek tonajlı gemilerin kullandığı Büyük Kemer Boğazının kuzey bölgesindeki gemilerin emisyon ölçümleri gerçekleştirilmektedir.

Gemilerin bacalarına doğru uçuş yapan dronelar, "koklama teknolojisi" adı verilen yöntem sayesinde gemi yakıtında bulunan sülfür miktarını ölçmektedir. Danimarka'nın kullandığı programda veri hızlı bir şekilde Danimarka Çevre Koruma Ajansı'na aktarılmaktadır. Bir geminin çok fazla sülfür emisyonuna sebep olduğu gözlemlendiğinde aktarılan veriler Ajans tarafından takibe alınmaktadır. (Kaynak: maritime-executive.com)

3- Taşımacılık sektörü B2B verilerin yönetilmesine yönelik bir AB çerçeve programının oluşturulması için çağrı yapıyor.

Kara, hava, deniz ve demiryolu taşımacılığı sektörlerinin yanı sıra üretim ve lojistik sektöründen temsilciler, dijital ekonomideki tüm ortaklar için eşit şartlar sunan bir B2B veri sisteminin yönetilmesine ilişkin olarak bir AB çerçeve programının Avrupalı karar mercileri tarafından kabul edilmesi için çağrıda bulunmaktadır.

Çeşitli taraflar arasındaki kişisel ve kişisel olmayan çok sayıdaki verinin karşılıklı olarak aktarılması son yenilikler çerçevesinde taşımacılık sektörü için önemi giderek artan bir konu olmuştur. Çeşitli araçlar için geliştirilen otomatikleştirilmiş fonksiyonlar, bağlı araçlar, akıllı şehirler ve dijital mobilite platformları bahsedilen bu yenilikler kapsamındadır. Taşımacılık sektöründeki işletmeciler genellikle veri ürettikleri ve üretilen bu veriler teknoloji şirketleri tarafından işlenip kullanıldığı için söz konusu akıllı çözümler veri üretiminde artışa neden olmuştur.

Avrupa Birliği karar mercilerine gönderilen ortak bir bildirimde yük ve yolcu taşımacılığı sektörünü temsil eden kuruluşlar, B2B verilerin yönetilmesine yönelik bir AB çerçeve programının oluşturulması için çağrı yapmıştır. Bu çerçeve programı, verilerin isteğe bağlı olarak alınması prensibini açık bir şekilde benimsemeli ve verileri toplayan kişilerin rol ve sorumluluklarının yanı sıra veri üreticilerinin de haklarını netleştirmelidir. Buna ek olarak Avrupa Birliği de, veri biçimlerini standart bir hale getirmek ve mobilite platformlarının birlikte çalışabilirliğini kolaylaştırmak için bir kılavuz hazırlamalıdır.

İş hayatındaki dijitalleşme sürecinin etkileri başta küçük ve orta ölçekli işletmelerde (small and medium enterprises - SMEs) olmak üzere hafife alınmamalıdır. Dijitalleşme sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için işletmelerin mevcut işgücünü iyileştirmesi ve veri ekonomisinin sunduğu fırsatlardan faydalanmak isterlerse finansal destek talep etmeleri gerekmektedir.

Taşımacılık sektörü herkes için eşit ve şeffaf bir şekilde oluşturulacak AB yönetmeliği sayesinde dijital ekonomide bulunan tüm iş ortakları için eşit şartlar ortaya koymak amacıyla dijitalleşme konusunda AB kurumları ile işbirliği yapmak için hazırdır. (Kaynak: ECSA)

4- Belçika ve Hollanda liman yetkilileri ortak bir sahil güç kaynağının kurulmasına yönelik ihale gerçekleştirilmesi için çağrıda bulunuyor.

Antwerp Limanı, Rotterdam Liman Başkanlığı, Amsterdam Limanı, North Sea Port Netherlands, Drechtsteden ve De Vlaamse Waterweg, iç sularda yapılan deniz taşımacılığı ve nehir üzerinde turistik amaçla gerçekleştirilen yolcu taşımacılığı sektörlerine yönelik bir sahil güç kaynağı sisteminin (Shore-Based Power System) kurulmasını planlamaktadır.

Söz konusu güç kaynağı sisteminin kurulması için ortak çağrıda bulunan tüm taraflar adına Rotterdam Liman Başkanlığı Avrupa ülkelerine ihale çağrısında bulunmuştur. İhale çağrısından
sonra bu hizmetlerin hayata geçirilmesi için bir yüklenici seçilecektir.

Kurulan ortaklık, yerel yaşam ve çevre kalitesinin artırılması hedeflerinin yanı sıra Hollanda ve Belçika'da bulunan çeşitli liman bölgelerinin dengeli bir şekilde kalkındırılmasını amaçlayan bir politikayı benimsemekte ve gerçekleştirilecek ihale ise bu doğrultuda olacaktır.

İç sularda yapılan deniz taşımacılığı daha çevre dostu ve karayolu taşımacılığı ile karşılaştırıldığında yüklerin daha etkili bir şekilde taşındığı bir taşımacılık yöntemi olarak
tanımlanmaktadır.

Farklı türdeki iç su gemileri için sahil güç kaynağı sisteminin kullanılması sayesinde mürettebat, dizel jeneratör veya geminin ana makinesini kullanmadan gemide bulunan cihazlardan faydalanabilecek ve bu sayede gemilerin limandayken ürettikleri karbon ayak izi azaltılacaktır.

Kendi sürdürülebilirlik politikalarına uygun olarak limanlar, sahil güç kaynağı sisteminin geliştirilmesi ve bu sistemin olabildiğince kullanışlı olmasını sağlamak için ortak bir yaklaşım sergileme yönünde karar almışlardır.

Antwerp Liman yetkilileri yapılan ortak bir açıklamada şu sözleri ifade etmiştir: "Bu yaklaşım
ile gemi üzerindeki aksaklıkların giderilmesine ilişkin hizmet sağlanması hedeflenmekte ve sahil güç kaynağı ünitelerinin sağladığı elektriğin de faturalandırılması amaçlanmaktadır. İçsu
taşımacılığının uluslararası bir olgu olduğu düşünüldüğünde bu yeni standardizasyon Belçika ve Hollanda'nın yanı sıra tercihen diğer ülkeler tarafından da benimsenecektir." (Kaynak: offshoreenergy.biz)

5- 01.01.2020-21.10.2020 Tarihleri Arasındaki Paris MoU Kapsamında Türk Bayraklı
Gemi Tutulmaları.

01.01.2020 – 21.10.2020 tarihleri arasında Paris Memorandumu (Paris MoU) üye
limanlarında Türk Bayraklı gemilere yönelik 140 denetim gerçekleştirilmiş ve söz konusu denetimlerde 2 Türk Bayraklı gemi (İtalya – Trieste) tutulmuştur. Türk Bayraklı gemi tutulmalarına ilişkin detaylı bilgiler Odamız web sayfasında
(http://www.denizticaretodasi.org.tr/sayfalar/gemitutulmalari.aspx) yer almaktadır.

Hazırlayan ve İngilizceden tercüme eden: Emre ERDOĞAN, İMEAK Deniz Ticaret Odası

tr_TR